ENGLISH

TARİHÇE

Helenistik Krallık merkezleri içinde en iyi korunmuş kent olan Pergamon; Helenistik, Roma, Doğu Roma ve Osmanlı Dönemlerine ait katmanları da içerisinde barındıran “ Bergama Çok Katmanlı Kültürel Peyzaj Alanı”  başlığıyla, 2014 yılında UNESCO Dünya Miras Listesi’ne dahil edilmiştir.

Kültürel Peyzaj kategorisinde Dünya Miras Listesi’ne alınan alan, Pergamon (çok katmanlı kent), Kibele Kutsal Alanı, İlyas Tepe, Yığma Tepe, İkili, Tavşan Tepe, X Tepe, A Tepe ve Maltepe Tümülüsleri olmak üzere dokuz bileşenden oluşmaktadır.

Helenistik Pergamon Krallığı’nın Başkenti Bergama, İ.Ö. 4 bin yılına kadar inen tarihi geçmişe sahiptir. Kent, Helenistik Dönemde plastik sanatlar, mimarlık, şehir planlama ve tıp alanında ulaştığı üstün seviye ile günümüz medeniyetinin, insanlığa sunduğu birçok olanağın yaratıcısı ve öncüsü olmuştur.

Pergamon, topografyanın en iyi şekilde kullanılmasıyla yapılan anıtsal mimarisiyle, Helenistik Dönem şehir planlamacılığının en görkemli örneğini temsil etmektedir.

Athena Tapınağı, Helenistik Dönem’in en dik tiyatro yapısı, Kütüphane, Heroon, Zeus Sunağı, Dionysos Tapınağı, Demeter Kutsal Alanı, Saraylar, Stoalar, Agora, Gymnasion ve Peristylli yapıları bu planlama sisteminin ve dönem mimarisinin en seçkin örnekleri olarak karşımıza çıkmaktadır.

Helenistik Dönem’in en ünlü ve tanınmış heykelcilik okullarından birine sahip kent, İ.Ö. II. yy’da bugün halen adı dünya harikaları arasında sayılan Zeus Sunağı’nı yaratmıştır. Bergama Heykeltıraşlık Okulu’nun ürettiği, Zeus Sunağı ve başka birçok eser, Helenistik Dönem heykel sanatının doruk noktasını temsil etmektedir.

Ortaçağ’ın sonuna kadar bilimin ve kültürün aktarım ve saklama aracı olarak kullanılan parşömen Bergama krallarının istekleri üzerine icat edilmiştir. Bugün halen kullandığımız “parşömen” adı Bergama’dan gelmektedir. 200 bin rulodan oluşan ve Helenistik Çağ’ın en önemli kütüphanelerinden birine sahip olan kent, aynı zamanda bir bilim ve sanat merkezidir.

Helenistik Çağ’da basınçlı su sistemi ile suyu 200 metre yukarıya, Pergamon Akropolüne çıkaran Pergamonlular Roma Çağ’ında biri yaklaşık 45 diğeri 70-80 km uzunluğundaki su sistemleri ile kente su taşımışlardır.

Antik dünyanın en ünlü üç Asklepion’undan (Kutsal sağlık merkezi) birine ev sahipliği yapan kent aynı zamanda eczacılığın kurucusu ve Roma İmparatorluğu’nun saray hekimliğini yapan Galenos’un kentidir. Antik kaynaklarda ‘‘Ölümün Yasaklandığı, Vasiyetnamelerin Açılmadığı Yer’’ olarak anlatılan ve Sağlık Tanrısı Asklepios’a adanarak İ.Ö. IV. yy’da kurulan ve İ.S. IV. y.y’a kadar ünlü bir tedavi merkezi olarak etkinliğini sürdüren Asklepion’da; perhiz, rüya tabirlerine dayanan telkinler, spor, güneşlenme, soğuk su banyoları ile şifalı otlar, merhemler, müzik ve tiyatro oyunları, uygulanan tedavi yöntemleri arasında önemli bir yer tutmaktadır.

Roma Dönemi’nde kültürel ve bilimsel hayattaki öncü rolü devam eden kent, 160 bine ulaşan nüfusu ile antik dünyanın sayılı metropollerinden biri haline gelmiştir. M.S. II. yüzyılda Mısır tanrıları adına inşa edilen ve bugün Kızılavlu olarak bilinen tapınak, bütün görkemiyle kentin ortasında durmaktadır. Kapladığı alan, iyi korunmuş olması, nehrin üzerine inşa edilmiş olması, Bizans Çağında Kilise olarak kullanılması, bugün kulelerinden bir cami olarak kullanılıyor olması gibi birçok özelliği ile özel bir konuma sahiptir. Kızıl Avlu’nun yanı sıra, Traian Tapınağı, Tiyatro, Amfitiyatro ve su kemerleri gibi seçkin eserleri ile döneminin mimari, planlama ve mühendisliğinin en önemli örneklerine sahiptir.

Çok katmanlı kültürel peyzajın önemli bir parçası olarak Roma Dönemine ait pek çok anıtsal yapı bugün hala Osmanlı Dönemi kentsel dokusunun içerisinde ayakta durmaktadır. Günümüzde de kullanılan Roma Dönemine ait köprüler Selinos deresinin her iki yakasındaki mahalleleri birbirine bağlayan tek geçiş noktalarıdır.

Hristiyanlığın Batı Anadolu’daki ilk yedi kilisesinden birinin Bergama’da oluşu, kentin Bizans Döneminde de önemli olduğunu göstermektedir.  

Çevresindeki kültürel peyzaj ile birlikte Helenistik ve Roma Dönemlerine ait pek çok istisnai örneği içerisinde barındıran kent, özellikle Roma ve Doğu Roma(Bizans) dönemlerine ait katmanlar üzerinde yayılmış olan Osmanlı dönemi mimarisine ait pek çok konut, cami, han, hamam ve ticari merkez ile de önemini korumuştur.

Bergama’da hayat son olarak Osmanlı İmparatorluğu döneminde şekillenen ve halen canlılığını koruyan yerleşim, kamusal ve ticari akslar üzerinde devam etmektedir. Osmanlı Arastasında “tel kırma” el işlemeleri ve Bergama yorganları yapan ustaları yan yana görmek mümkündür.

Antik Çağ’da, ev sahipliği yaptığı şölen ve spor karşılaşmaları ile ünlü olan kentte, günümüzde de kültürel hayat hareketli ve canlıdır. Atatürk’ün isteği ile başlatılan; Cumhuriyetimizin en eski ve aralıksız süren festivali olan ‘’Bergama Kermesi’’ne her sene ev sahipliği yapan Bergama aynı zamanda müzisyenleri, düğünleri ve köy hayırları ile de ünlüdür.